Game of Thrones Tarzı SEM Optimizasyonu

Game of Thrones’u izlemeyenler de izleyenler kadar iyi bilir, kurgusu, yapısı, zekası ve emeğiyle hayranlık uyandıran, büyük bir yapımdır. Her karakter, her olay, her sahne ayrı bir dünyanın kapılarını aralar. Bazen üzer, bazen de güldürür ama değişmeyen tek şey tüm karakterlerin ifade ettiği anlamların yoğunluğudur. Üzerine düşününce SEM optimizasyonu için de öğretici olabilecek bazı karakterler ve çıkardığım ufak dersleri aşağıda sıralıyorum lafı uzatmadan.

Varys: gösterileni ya da söyleneni değil gerçeği bilmenin gücü. Varys’in yaklaşımı asistine bakmadan performans değerlendirmesi yapmamak gibi geliyor bana. Karar verirken Adwords’ün karşımıza çıkardığı veriyle değil, gerekirse Analytics’ten de bakarak performansın en gerçek haliyle hareket etmeliyiz.

Tyrion’dan öğrenebileceğimiz çok şey var kuşkusuz. Ama ben önceliği “içerik stratejisi” olarak belirledim kendimce. Söylediği her sözün arkasında yoğun anlamlar yatan, kopya içeriklerle değil özgün sözlerle gelip bildiğini savunan Tyrion, tüm içerik pazarlaması sevdalılarına ışık tutmalı. SEM açısından bakınca da sınırlı alanlarda kendini ifade ederken, en çok anlamı en yoğun şekilde ve doğru kişilere ulaştırmanın önemine vurgu yapabiliriz.

Jamie’nin “Üç zafer seni fatih yapmaz.” deyişi çok anlamlı. Koyulan hedeflerden bir iki tanesine erişebiliyor ve ayı güzel kapatıyor olmak bizi harika, yönettiğimiz hesabı da kusursuz yapmaz. Planlarımızı süresi bittikten sonra da detaylı olarak değerlendirmeli ve nerede iyi nerede kötü adım attığımızı öğrenmeliyiz. Üç gerçekleşen hedef bizi mükemmel hissettirmemeli yani Jamie haklı. Robb’un verdiği cevabı da ekleyelim moraller bozulmasın: “Ama üç yenilgiden iyidir.” 🙂

Robb demişken ondan duyduğumuz ama son sezonda artık içimize sinen “Kuzey hatırlar.” mottosunu söylemeden geçemem. Google, Yandex gibi arama motorları biraz Kuzeyli gibiler. Bu nedenle onları ilgilendiren her adımımızda iki kere plan yapıp, üç kere düşünmeliyiz. Her ne kadar telafi etsek, düzenlemeler yapsak da “Google hatırlar” diyebiliriz.

Khaleesi’den öğrendiğimiz en önemli şeylerden biri de eşitlik ve adalete verdiği değer. Biz de optimizasyon sırasında analitik düşünüp, her kampanya ve reklam grubuna eşit davranmalıyız. Kendi iç sesimizle değil sayıların gösterdiği yolda emin adımlarla ilerlemeliyiz.

Ygritte’den de “You know nothing Jon Snow.” sözünün altını çizerek sonlandırayım yazımı. Çünkü ne kadar çok bilsek de ne kadar hızlı öğrensek de ve hatta elimizdeki verileri en anlamlı düzeyde ve çok derin analiz etsek de sonuçta hiçbir şey bilmiyor olacağız. Optimizasyonun sonu da sınırı da yok. Bol öğrenmeli günler 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

___